Eğitim Faktörünün İş Kazaları Üzerinde Etkisi

eğitim

İş ve çalışma koşullarının iş sağlığı ve güvenliği mevzuatı açısından düzeltilmesi iş kazaların azaltılmasında önemli bir etken olmasına karşılık, kazaların bir kısmının insan kaynaklı olması ve eğitim eksikliğine dayalı olması nedeniyle bu konuda asıl belirleyici olan işçilerin eğitimsizliği ve bilinçsiz hareket etmesidir. Bu nedenle de,  insan kaynaklı olan iş kazalarının azaltılmasında en etkili çözüm yollarından birisinin eğitim olduğu söylenebilir.

Eğitim, kişilerin davranışlarının kontrol altına alınması, belirli hareket tarzlarının kazandırılması noktasında son derece önemlidir. Eğitimlerin temel amacı, iş kazalarının nedenleri, oluşumu, değerlendirilmesi, kazalara yönelik alınacak önlemlerin öğretilmesi, işçi ve işverenlerin eğitilip bilgilendirilmesi ve sonrasında da davranış değişiklikleri sağlayarak, güvenli hareket tarzlarının kazandırılmasıdır. Çalışanlara verilecek eğitimler ise; örgün eğitim ve mesleki eğitim olmak üzere iki ana başlık altında incelenebilir.

1.Örgün Eğitim

İş kazalarının meydana gelmesine etki eden faktörlerden birisi de işçinin örgün eğitim düzeyidir. İşçinin örgün eğitim düzeyinin, yaptığı işin özelliklerine uygunluğu iş kazasının oluşumu üzerinde olumlu veya olumsuz etkilere neden olacaktır. Çalışanların eğitim düzeyinin düşüklüğü, iş kazaları ve meslek hastalıklarının temel nedenleri arasındadır. Eğitim düzeyinin yetersizliği iş kazalarının artışına esas itibariyle temelde iki şekilde yol açabilir. Bunlardan birincisi, yeterli eğitime sahip olmayan işçilerin hayatlarını sürdürebilmek adına tehlikeli işlerde çalışmayı kabul etmesi ve mesleki risklere daha fazla maruz kalmasıdır. İkincisi ise eğitim düzeyinin yetersizliğinin yapılan işte var olan mesleki risklerin farkına varmayı engellemesidir.

Bilindiği üzere, yapılan bir işin tehlikelerini ve sonuçlarını önceden değerlendirebilme yeteneği ve sorumluluk duygusu büyük ölçüde eğitimle gelişmektedir. Eğitim düzeyi ile iş kazaları arasındaki ilişkiyi ortaya koymaya yönelik yapılan araştırmalar, eğitim düzeyi yükseldikçe çalışanların kazaya neden olma oranlarının azaldığını ve daha az kazaya maruz kalındığını ortaya koymuştur.

Türkiye İstatistik Kurumu’ nun 2006-2007 yıllarında 17.728 erkek ve 7.277 kadın çalışan üzerinden yapmış olduğu İş Kazaları ve İşe Bağlı Sağlık Problemlerini Araştırma verilerine göre erkek çalışanlarda en çok iş kazası geçirenlerin %52’lik oranla ilkokul mezunu olan çalışanların olduğu,  bunu %16’ lık oranla ilköğretim, ortaokul veya mesleki ortaokul mezunlarının takip ettiği tespit edilmiştir. Yapılan araştırmada erkek çalışanlarda en az iş kazası yaşayanların %2-3’lük oranla okuma yazma bilmeyen veya okuma yazma bilen fakat herhangi bir örgün eğitim almayanlar ile yüksek öğretim görenler olduğu tespit edilmiştir. Bu durumu, yüksek öğretim görenlerin beden gücünden ziyade zihinsel yetilerini kullanarak iş yapmaları, genelde işletmelerde beyaz yaka sınıfında görev almaları, tehlikeli işlerle saha da daha az uğraşı göstermeleri ve yüksek öğretimden elde ettiği kazanımların sonucu; bilinçli, dikkatli, sorumluluk duygusu yüksek ve tehlikeli olanla olmayanı ayırt edebilme kabiliyetinin yüksek olması ile açıklanabilir. Okuma yazma bilmeyen veya bilip de herhangi bir örgün eğitim almamış erkek çalışanların da bu denli az iş kazasına maruz kalması ise ülkemizde son yapılan reformlarla okur-yazar oranının ülke genelinde %95-97 seviyelerine çekilmesiyle ve okuma yazma bilmeyen veya herhangi bir örgün eğitim almamış çalışanın sanayide yerinin az olmasıyla açıklanabilir. Kadın çalışanlarda ise aynı araştırma sonuçlarına göre en çok iş kazası geçiren sınıfın %45’lik oranla ilkokul mezunu kadın çalışanların olduğu, bunu sırasıyla %20’lik oranla okuma yazma bilmeyenlerin, %15’lik oranla okuma yazma bilen fakat örgün eğitim almayanların takip ettiği görülmüştür. Yapılan araştırma sonucu kadın çalışanlarda en az iş kazası yaşayanların %10’luk oranla ilköğretim, ortaokul veya mesleki ortaokul ve yüksek öğretim mezunlarının olduğu tespit edilmiştir. [1]

Görüldüğü üzere erkek çalışanlarda olduğu gibi kadın çalışanlarda da ilkokul mezunu çalışanların en çok iş kazasına maruz kalan sınıf olduğu ve yüksek öğrenim mezunu çalışanların da en az iş kazasına maruz kalan sınıf olduğu açıktır. Kadın çalışanlarda okuma yazma bilmeyen ve okuma yazma bilen fakat örgün eğitim almamış kadın çalışanların erkek çalışanlara göre kaza geçirme oranının yüksek olması ise ülkemizde halen çalışma hayatında örgün eğitim almamış kadın çalışanın oranca fazla olması ve buna paralel olarak kadın çalışanın aile ekonomisine katkıda bulunma zorunluluğunun günden güne artması nedenleriyle açıklanabilir. Tablo 1’ de araştırma verileri belirtilmiş olup Şekil 1’ de grafiksel olarak açıklanmıştır.

                     

Örgün eğitimin iş kazaları üzerindeki rolünü belirlemek amacıyla yapılan Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş.’ye bağlı 23 şeker fabrikasında 20.325 işçi üzerinde yapılan başka bir araştırmada; eğitim düzeyi yüksek işçilerin kaza yüzdelerinin daha düşük olduğu, kıdemsiz ve kıdemli işçiler içinde eğitim düzeyi yüksek işçilerin kaza yüzdelerinin daha düşük olduğu, işçilerin yaptıkları işlere göre eğitim düzeyi yüksek işçilerin daha az kaza yaptıkları, eğitim düzeyi yüksek işçilerin hafif yaralanmalı kazalara maruz kaldığı, işyerinde eğitim düzeyi yüksek işçilerin yüzdelerinin artışına bağlı olarak iş kazası sayısının düştüğü tespit edilmiştir.[2]

Genç, deneyimsiz ve eğitimsiz işçilerin yüksek kaza oranlarına maruz kaldıkları yapılan inceleme ve araştırmalarla doğrulanmış olması; iş kazalarına etki eden faktörler arasında örgün eğitim düzeyinin önemini tartışılmayacak şekilde ortaya koymaktadır. Çalışanlara verilecek eğitimle, iş kazalarının büyük ölçüde önlenmesi ve kazaların meydana getirdiği zararların minimize edilmesi mümkündür. İş kazalarının azaltılması ve önlenmesine yönelik olarak işçilere örgün eğitimlerine uygun işler verilmeli, işe yeni alınan işçilere işyerinin konumu, kullanılacak araç-gereç ve malzemeler konusunda ve de olası kazalara karşı gerekli uyarıları da kapsayan ön eğitime tabi tutulmalı, eğitim süreci hizmet içi eğitimlerle, iş sağlığı ve güvenliği eğitimleri ile sürekli desteklenmelidir.

2.Mesleki Eğitim

Mesleki eğitim; toplumsal hayatın her alanında ihtiyaç duyulan farklı sektörlere kalifiye teknik elemanlar yetiştirilmesi için toplumun hedefleri ve iş çevrelerinin talepleri doğrultusunda gerekli bilgi ve becerilerin, çalışma hayatına adım atmış veya adım atacak olan bireylere verilen eğitimdir. Bu nedenle sanayide gelişmenin temel araçlarından biri olan nitelikli insan gücünün yetiştirilmesi, mesleki ve teknik eğitim sistemine büyük görevler ve sorumluluklar yüklemektedir.

Ülkemizde hizmet ve üretim alanlarında teknolojik gelişmelere uyumlu, mesleki ve teknik bilgi ve becerilerle donatılmış insan kaynağına ihtiyaç günden güne artmaktadır. Bu ihtiyacı karşılamak için, çağdaş teknoloji metotlarını bilen, yorumlayan, kullanan, geliştiren ve yeniliklere uyum sağlayan vasıflı insan gücünün yetiştirilmesi amacıyla mesleki ve teknik eğitim okullarına ihtiyaç vardır. İnsan gücü piyasasının ihtiyaç duyduğu nitelikli insan gücünün işletmelerle iş birliği yapılarak yetiştirilmesi, mesleki ve teknik eğitim sistemi bütünlüğü içerisinde desteklenerek geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması gerekmektedir. Mesleki eğitim kalkınmanın hızlandırılması, istihdamın artırılması ve ülkenin rekabet gücünün yükseltilmesi yönünden kritik öneme sahiptir. Bu önemin, toplumun her kesimine kavratılması gerekmektedir. Teknolojik çağa uyum sağlayabilmek için ülkemizde de mesleki ve teknik eğitime gereken özenin gösterilmesine ihtiyaç vardır.[3]

Bu bağlamda işyerinde verilen mesleki ve teknik eğitimler, iş başı eğitimleri ile iş sağlığı ve iş güvenliği eğitimleri işçinin işi konusunda kendisini geliştirmesini, profesyonelleşmesini sağlar. Profesyonelleşme işçinin kaza yapma riskini azaltacağı gibi ürettiği ürün ve hizmette, zamandan ve fireden tasarruf ederek üretmesine, gerek işyeri ve ülke ekonomisine, gerekse de bireysel gelişimine katkı sağlayacaktır.

                  

Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası’na üye işyerlerinde çalışanlar üzerinde yapılan araştırmalarla ilgili istatistiklerden yararlanılarak oluşturulan Tablo 2’den de anlaşılacağı üzere; yıllar itibariyle kaza geçirenlerin %50’sinden fazlası meslek lisesi/teknik lise mezunudur. Kaza geçirenler içerisinde bu iki grubun çok yüksek olması istatistiksel olarak son derece anlamlıdır. Her ne kadar çalışan nüfus içerisinde meslek lisesi/teknik lise mezunlarının oranı fazla ise de, bu husus belirtilen öğrenim grubunda yer alan çalışanların bu denli yüksek oranda ve sayıda kazaya maruz kalmalarını açıklamaktan uzaktır. Bu husus, mesleki eğitim alan çalışanların gereksiz bir öz güvenle, çalışırken gerekli dikkat ve özeni göstermediği, yine öğrenim sırasında iş sağlığı ve iş güvenliği konusunda yeterince eğitim verilmediği ve mesleki eğitim görenlerin çok tehlikeli ve tehlikeli işlerde çalıştırılmasıyla açıklanabilir.

İş kazalarının sayısının ve etkilerinin azaltılmasıyla ilgili yapılması gereken en önemli husus çalışanlara eğitim verilmesidir. Çalışanların iş sağlığı ve güvenliği konularında işverenler tarafından yahut görevlendirdikleri kişi veya hizmet aldığı kurum ve kuruluşların sayesinde eğitilmeleri ve bilinçlendirilmeleri, iş kazalarının önlenmesinde oldukça etkili olacaktır. Verilen eğitimler çerçevesinde iş kazaları ve meslek hastalıklarından korunmak için ne gibi tedbirlerin alınması gerektiği üzerinde özellikle durulmalıdır. İşyerlerinde yürütülen iş sağlığı ve güvenliği çalışmaları kapsamında çalışanlara verilecek mesleki ve teknik her türlü eğitimin, kurumsal güvenlik kültürü oluşturmaya yönelik olması büyük önem arz etmektedir. Öncelikle ulusal ölçekte sonrasında ise her bir işletme düzeyinde etkin bir iş sağlığı ve güvenliği yönetim sistemi oluşturulması için mesleki ve teknik eğitim çalışmalarına hız verilmesi gereklidir.

Kaynaklar:

[1] Türkiye İstatistik Kurumu

[2] Müjdat Aydın, Örgün Eğitimin İş Kazaları Üzerindeki Etkisi, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Gazi Üniversitesi Kazaları Araştırma ve Önleme Enstitüsü, Ankara, 1990, s.19-39.

[3] Sinan Yörük, Abdullah Dikici ve Ahmet Uysal, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt: 12, Sayı:2,  s.299-312.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir